Sohbet

Sohbet Odalar�

Günlük Sohbet Haberleri

23 Kasım 2010

CHP 81 ilde ‘kadına şiddete hayır’ diyecek

Yazar: admin | Kategori: Genel

CHP’li kadınlar, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü’nde 81 ilde basın toplantıları yaparak “25. Uluslararası Kadına Karşı Şiddete Hayır” kampanyasına katılacak.

CHP’den verilen bilgiye göre, CHP İl Kadın Kolu Başkanları ve Kadın Kolları yöneticileri, Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü dolayısıyla 25 Kasım Perşembe günü saat 10.30’da, 81 ilde basın toplantısı yapacak ve “25. Uluslararası Kadına Karşı Şiddete Hayır” kampanyasına katılacak.

CHP İl Kadın Kolları Başkanları ve yöneticilerinin yapacağı basın toplantısında okunacak metin Ankara’da CHP İl Kadın Kolu Başkanı ve yöneticilerinin yanı sıra CHP Kadın Örgütlenmesinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Didem Engin ve CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Zühal Samlı tarafından da kamuoyu ile paylaşılacak.

23 Kasım 2010

Kediye ‘kedi’ deriz

Yazar: admin | Kategori: Genel

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, NATO bünyesinde Türkiye’de konuşlandırılmak istenen füze savunma sisteminin komutasının kimde olacağının bundan sonra yapılacak birleşimlerde tespit edileceğini söyledi. Erdoğan, “Şu anda ‘komuta şu ülkededir’ diye belirlenmiş bir şey söz konusu değil. Buranın komuta sisteminin tamamıyla NATO’da olması gerektiğini söyledik ve bunu savunduk” dedi.
Erdoğan, Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’nin, “NATO’nun kamuya açıklanan belgelerinde hiçbir isim yer almıyor ama biz kediye kedi deriz, bugünün füze tehdidi İran’dır” açıklamasına ise, “Biz de kediye kedi deriz. Ama, burada böyle bir hedef ortaya konmadığına göre, o sadece kendi hafıza kaydı içerisinde olan neyse, onları açıklıyor. Kusura bakmasın biz öyle bir şey düşünmedik” karşılığını verdi.
Erdoğan, dün Rixos Otel’de düzenlenen Fatih Projesi imza töreni sonrasında basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Erdoğan, “İsrail ordusuna yakın bir internet sitesinde bir haber yayınladı. Türkiye’nin füze savunma sisteminin komutası konusunda hem ABD hem de NATO’yla anlaştığına dair. Sistemin komutasının bir Türk komutanda olacağı ifade ediliyor. Bu doğru mudur? Türkiye, Lizbon’da bütün taleplerinin karşılığını buldu mu?” yönündeki soruya şu yanıtı verdi:
Bundan sonraki buluşmalarda da, hangi ülkede balistik savunma sistemi kurulacak, radar sistemleri nerede kurulacak ve ona göre de komuta hangi ülkede olacak belirlenecektir. Bu noktada bize karşı yaklaşım da olumludur.”

Değişmeyen zihniyet
Erdoğan, NATO ile ilgili olarak bazı siyasi partilerinin yaklaşımlarının değişik şekilde olduğunu belirterek, “Rusya Federasyonu bile bu zirvenin içerisinde bulunmuştur. Dünyada birçok şey değişiyor ama ülkemizde değişmeyen zihniyetler de maalesef var” diye konuştu.

Komuta NATO’da olmalı
Erdoğan: “Şu anda balistik füze savunma sistemleriyle alakalı olarak görüşülen ve açıklanan başlıklar biliyorsunuz belli. Bu başlıklardan bir tanesi savunma amaçlı olarak NATO’nun bu sistemi kurması kararı. Bir diğeri radar sistemlerinin bununla bağlantılı olarak kurulması kararı. Bir diğeri burada herhangi bir hedefin belirlenmemesi kararı. Şu anda ‘komuta şu ülkededir’ diye belirlenmiş bir şey söz konusu değil. Buranın komuta sisteminin tamamıyla NATO’da olması gerektiğini söyledik ve bunu savunduk.”

23 Kasım 2010

Aykut Kocaman’dan Gökay sürprizi

Yazar: admin | Kategori: Genel

Kocaman, Bucaspor ile yaptıkları lig maçında sürpriz bir şekilde genç oyuncu Gökay Iravul’u ilk 11′de sahaya sürdü

Fenerbahçe Teknik Direktörü Aykut Kocaman, Bucaspor ile yaptıkları lig maçında sürpriz bir şekilde genç oyuncu Gökay Iravul’u ilk 11′de sahaya sürdü.
Bucaspor maçında orta sahada Cristian ile birlikte görev yapan Gökay, ilk kez bir lig maçında ilk 11′de sahaya çıktı.

Orta alanda Cristian ile birlikte görev yapan ve Kadıköy’de ilk 11′de ilk maçı olmasına rağmen tribünlerin takdirini alan bir performans sergileyen Gökay Iravul, gelecek seneler için umut verdi.

Emre Belözoğlu’nun yokluğunda zaman zaman ileri çıkan ve takıma destek veren Gökay, rahat oyun yapısı ile öne çıkarken; top rakipteyken yaptığı pres ile taraftarları heyecanlandırdı.

Ziraat Türkiye Kupası’nda Ankaragücü maçında ilk 11′de forma giyen Gökay, ligde bu sezon 7. haftada Gençlerbirliği maçında son 4, 8. haftada da Konyaspor maçında son 14 dakika oynamıştı.

Kocaman: Umarım böyle devam eder

Ligde ilk kez ilk 11’de forma giyen Gökay’ın başarılı bir başlangıç yaptığını dile getiren Aykut Kocaman, “Umarım böyle devam eder. Fenerbahçe’nin altyapısındaki, Fenerbahçe ruhunu yaşatacak oyuncuların önünü açması için çok önemli. Ancak bu kadar genç oyunculara güvenerek transfer planlaması yapmak yanıltıcı olur” şeklinde konuştu

21 Kasım 2010

Erbakan Hoca’nın büyük ideali

Yazar: admin | Kategori: Genel

Necmettin Erbakan Hoca 80’inden sonra yeniden Saadet Partisi’nin liderlik koltuğuna oturdu. CHP’de fırtınanın koptuğu gün Hoca, aralarında benim de bulunduğum birkaç gazeteciyi öğle yemeğine davet etti.
İlerlemiş yaşına karşın Hoca’nın kafası saat gibi çalışıyor. Siyasete yeni atılmış bir genç kadar heyecanlı. Büyük idealleri var.

Dünya “Saadet”i
Erbakan Hoca’nın ideali Türkiye’yle sınırlı değil. Hedefini şöyle açıkladı:
“Osmanlı’nın dünyayı yönettiği döneme bir saadet dönemi diyoruz. Siyonizmin dünyayı yönettiği döneme ise zulüm dönemi. İnşallah dünyada yine saadet dönemini kuracağız.”

Hepsi düzen partisi
Erbakan Hoca, seçimlerde de çok iddialı. Seçimlerin AKP, CHP ve SP arasında geçeğine inanıyor. “MHP’yi saymıyor musunuz?” diye sorduğumuzda, “Bunlar arasında o sayılmaz” diyor. Sonra AKP ile CHP’yi de aynı kefeye koyup şu yorumu yapıyor:
“Bunlar ikiz kardeştir. İkisi de AB’ci. AB de neymiş yahu? Biz aralarında yaşadık; bu adamlar daha yüzlerini yıkamayı bilmezler. Niye D-8 etrafında bir birlik kurulmuyor da, AB’ye girmeye çalışıyoruz. Şimdi bakın Türkiye’de 61 tane parti var. Peki, bunlar arasında düzeni mesele yapmış bir parti var mı? Saadet Partisi dışında yok. Hepsi düzenin partisidir. Hiçbirinden saadet gelmez. Bu nedenle seçimde hezimete uğrayacaklar.”

“Kendilerini kurtarsınlar”
“Şimdi diyeceksiniz ki” diyor Erbakan Hoca, “Yahu bu çocuklar sizin talebeniz. Herkes bunları övüyor. İyi kötü Türkiye’yi yönetiyorlar. Bunlarla zorunuz ne Allah aşkına? Siz kıskandığınız için hükümeti eleştiriyorsunuz?”
“Hayır efendim” diye kendi sorusunu yanıtlıyor:
“Daha fazla zulüm etmesinler diye bunları söylüyoruz. Bu hükümettekilere biz çok ders verdik ama anlamamışlar. Bunlar bizim evladımız, şefkat ile kendilerini kurtarsınlar diye söylüyoruz. Bizim sorunumuz dünya siyonizmiyle.”

5 koldan taarruz
Erbakan, Batı dünyasının AKP’nin seçimi kazanması için uğraştığını, asıl korktuklarının ise Saadet Partisi olduğunu belirterek, devam etti:
“AKP seçimi kazansın diye uğraşıyorlar. Saadet Partisi seçimi almasın diye tedbir alıyorlar. Biz ne yapıyoruz? Biz de 5 koldan taarruz ediyoruz. Biz öyle Avrupa kapısına boynu zincirle bağlanacak bir devlet değiliz. Önümüzdeki 7 ayda göreceğimiz çok şey var. Karşımızda dayanamayacaklar.”

Gül de Erdoğan da ararlar
Erbakan Hoca’ya Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın zaman zaman arayıp aramadıklarını sorduğumuzda şu yanıtı verdi:
“Ararlar. Bayramlarda, kandillerde Abdullah Bey de Tayyip Bey de ararlar. Hatırımızı sorarlar.”

“Eylemsizlik kararı”
Erbakan Hoca, her gelişmeyi siyonizmle ilişkilendiriyor. “Her şeye 300’ler meclisi karar verir” diyor. PKK’nın eylemsizlik kararını sorduğumuzda da aynı yanıtı verdi:
“PKK’nın eylemsizlik kararı siyonizmin planının bir parçasıdır. İktidarın yeniden oy alması için bu kararı aldırdılar.”

Şener’le işbirliği
Erbakan Hoca, Türkiye Partisi Genel Başkanı Abdüllatif Şener’le yaptığı görüşmenin bir seçim ittifakına işaret edip etmediği sorusuna ise şu karşılığı verdi:
“Her konu konuşulmuştur. Türkiye meseleleri, dünya meseleleri. Tabii işbirliği konusu da bunların içindedir. O konu da konuşulmuştur.”

Fatih’in babasının partisi
Hoca, oğlu Fatih Erbakan’ın, “SP babamın partisi” sözü anımsatıldığında ise yanıtı şu oldu:
“Doğru, babasının partisi ama Fatih’in babasının malı değil. Babasının canını verdiği parti. Fatih’e bırakacağım diye de bir şey söz konusu değil.”

21 Kasım 2010

Seçimden sonra ne olacak?

Yazar: admin | Kategori: Genel

Türkiye, terör ve terörün siyasallaştırdığı Kürt sorununu seçimden sonraya bırakmış görünüyor. Sorunun seçimden sonra yeni anayasa ile çözüme bağlanacağı gibi bir beklenti var.

Eylemsizlik
Terör sorununun seçimden sonraya bırakıldığını İmralı-Kandil’den yapılan açıklamalardan da öğreniyoruz. Kandil, eylemsizlik kararını seçimlere kadar uzattığını açıkladı.
Seçime kadar terör eylemi yapmayacak, bu süreci gözleyecek, beklentilerine uygun adımlar atılıp atılmadığına bakacak; seçim sonrasındaki yeni anayasada istedikleri düzenlemenin yer alıp almayacağı belli olunca, karar verecek. Teröre devam edecek veya sonlandıracak.
Bekledikleri adımlar atılır mı atılmaz mı, şimdiden bilmeye olanak yok. Ama belirlenen takvim gösteriyor ki, İmralı-Kandil-BDP hattında bir beklenti oluşmuş veya oluşturulmuş durumda…

İyi PKK, kötü PKK
Bu arada İstanbul Taksim’deki canlı bomba eylemi de yeni bir söyleme neden oldu. Eylemi TAK yapmış, PKK yapmamış! Bu durumda Kandil’deki PKK “iyi”, TAK ise “kötü” PKK oluyor. PKK’nın bu eylemden sorumlu olmadığını kanıtlamaya çalışan birçok yayın ve yorum yapıldı. Bazı resmi ağızların da aynı yönde imaları oldu.
Bu çaba daha önce Tokat Reşadiye’de ve İskenderun Deniz Üssü’nde yapılan terör saldırıları için de gösterilmişti.
PKK eylem yapmak istemiyor, hatta terör örgütü bile değil ama kontrol edemediği TAK gibi terör örgütleri var, onlar eylem yaparsa, bundan PKK sorumlu olmuyor, havası yaratılmaya çalışılıyor.
Bu yolla hem PKK korunuyor hem eylemsizliğin bir garantisi olmadığı mesajı da veriliyor.

Siyasi mücadeleye ağırlık
Eylemsizlik kararının “seçime” kadar uzatılmasından sonra, İmralı-PKK-BDP cephesinin siyasi alana ağırlık verdikleri de anlaşıldı.
Bu cephe son dönemde Kürtçeyi gündemin ilk sırasına almış durumda. Sivil itaatsizlik yöntemleriyle hükümeti zorlamaya çalışıyor. Son örnek KCK sanıklarının mahkemede Kürtçe savunma yapma talepleri. Bu talep, davayı gören mahkeme ve bir üst mahkeme tarafından reddedildi, ancak sanıklar, Kürtçe savunmada ısrar etmeyi sürdürüyor.
KCK davasında bu ısrar sürerken BDP, Kürtçeyi TBMM’ye de taşıdı. BDP Grup Başkan Vekili Bengi Yıldız, grup toplantısında Kürtçe konuştu.
Bu girişim de kuşkusuz, KCK davası sanıklarına destek mahiyetinde.
BDP, bu eylemlere eşlik etmeyi ve destek olmayı diğer taleplerle sürdürüyor:
Kürtçenin eğitim dili olarak kabul edilmesi, eğitimin Kürtçe yapıldığı devlet okullarının açılması talebi bunlardan biri. Yeni anayasada vatandaşlık tanımının ve başlangıç bölümünün değiştirilmesi, Kürt kimliği ve kültürünün anayasal güvenceye alınması, bunları da içerecek şekilde özerklik tanınması da talepler arasında. Keza seçim barajının düşürülmesi, KCK sanıklarının serbest bırakılması isteklerini de sayabiliriz.

Seçime kadar belirsizlik
İmralı-Kandil-PKK cephesinin tutumu ve talepleri belli. Bu talepleri gündemde tutabilmek için her gün bir başka girişimde veya eylemde bulunacakları da anlaşıldı. Tam olarak anlaşılmayan hükümet cephesi.
Bu konu seçime kadar belirsizliğini koruyacak mı? Seçimden sonra ne olacak?
Yanıtı merakla beklenen temel sorular bunlar…

21 Kasım 2010

Kılıçdaroğlu’nun beklediği mesaj Köşk’ten geldi

Yazar: admin | Kategori: Genel

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, üniversitede türbanın serbest olmasını savunması, bu konuda beklenti yaratmıştı. Referandumda Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, CHP’ye çağrı yapmış ve yasal düzenleme ile çözelim, demişti.
CHP lideri Kılıçdaroğlu ise üniversitede türbanın serbest olması gerektiğini, ancak kamu görevlilerine, orta ve ilkokula taşınmaması konusunda güvence aradıkları mesajını vermişti. Kılıçdaroğlu’nun beklentisi, Başbakan Erdoğan’ın, bu yönde bir garanti vermesiydi. Ancak Başbakan Erdoğan, türbanın kamu görevlileri, üniversite dışındaki eğitim kurumlarına taşınmayacağı konusunda bir taahhütte bulunmadı. Kılıçdaroğlu, beklediği mesajı alamayınca konu yeniden tıkandı.

Hayrünnisa Hanım’ın sözleri
Kılıçdaroğlu’nun beklediği mesaj, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün eşi Hayrünnisa Hanım’dan geldi. Hayrünnisa Hanım, Londra’da, ilkokulda türban takılmasının söz konusu olmayacağını, bunun “cehaletten” kaynaklandığını belirterek, şöyle dedi:
“Hem niye o yaşta kız çocuğu başını örtsün? Farz olursa örter, o yaşta örtmez.”
Ertesi gün ise Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, eşinin görüşlerine katıldığını söyleyerek, mesajı tekrarladı. Cumhurbaşkanı Gül’ün aynı yönde konuşması Köşk’ün görüşünü ortaya koymuş oldu.
Cumhurbaşkanı Gül ve eşinin bu sözleri, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun Başbakan Erdoğan’dan beklediği sözlerdi. Kılıçdaroğlu, ayrıca liseler ve kamu görevlileri için aynı yönde mesaj bekliyordu.

Erdoğan’ın görüşü
Başbakan Erdoğan, Kılıçdaroğlu’nun beklentisi yönünde konuşmadı. Hayrünnisa Hanım’ın sözleri kendisine sorulduğunda kapalı yanıt vermeyi tercih etti.
“Bireysel açıklama noktasında değilim. Özgürlüklere inancım çok farklı. Bunu yargıyla paylaşmanın zorluğunu gördük” demekle yetindi. Erdoğan, bu sorunları halkla bütünleşerek çözeceklerini, bu nedenle, seçim sonrasında geniş bir mutabakatla hazırlayacakları, yeni anayasayı çok önemsediğini vurguladı.
Başbakan, ilkokulda türban olmaz veya olur, demedi.

Güvensizlik sürüyor
Bu tutum, iktidarla muhalefet arasındaki güvensizliği artırıyor. CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun üniversitelerde türban serbestliğini savunan görüşünün bir mutabakata dönüşmemesinde bu güvensizliğin payı büyük.
CHP, üniversitelerle birlikte, iktidarın türbanı kamu görevlilerine ve üniversite dışındaki eğitim kurumlarına yaygınlaştırması endişesi taşıyor. Bu endişe, CHP’nin türban konusunda adım atmasını engelliyor. Zaten var olan tereddütleri güçlendiriyor.

PKK ve türban
PKK kaynaklı, terör ve onun siyasallaştırdığı Kürt sorunu konusunda, iktidarın seçim sonrasını gösterdiğini dün yansıtmıştım.
Başbakan’ın sözlerinden anlaşılıyor ki, türban konusu da seçim sonrasına ertelenmiş durumda. Başbakan Erdoğan, gündemdeki önemli sorunları yeni anayasaya bağlama eğilimi gösteriyor. Şimdiden herhangi bir taahhütte bulunmayarak, çözüm beklentilerini de seçime endekslemiş görünüyor.
Muhalefetin beklentisi ise iktidarın seçim öncesinde bu konulardaki görüşünü net olarak kamuoyuyla paylaşması

21 Kasım 2010

İkinci Irak istemiyoruz

Yazar: admin | Kategori: Genel

90’larda Irak’ta yaşadıklarımızı bir de İran ile mi yaşayacağız? Latin Amerika ülkeleriyle ilgili konuşmuyoruz. Kendi mahallemizi konuşuyoruz. İyi de olsa kötü de olsa İran beni ilgilendiriyor.
İran nükleer konudaki görüşmeler için bize açık çek verdi. Türkiye, görüşmelerin İstanbul’da yapılmasında ısrar ederse, Tahran, ‘İstanbul’a evet deriz, Cenevre’ye gitmeyiz’ diyecek

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün katıldığı NATO Zirvesi’ne, İran konusunun damgasını vurduğu söylenebilir. Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy’nin İran’ın tehdit olarak yazılması konusundaki ısrarı karşısında Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün hem Fransa Cumhurbaşkanı’nı hem de AB’yi ciddi biçimde uyaran sert bir konuşma yaptığı kulislere yansıdı.
“Sarkozy’nin, füze kalkanının hedefi olarak İran’ın isminin yazılması veya tehdit olarak Ortadoğu bölgesinin yazılması konusunda ısrar etmesi karşısında Cumhurbaşkanı Gül’ün şu itirazı yaptığı öğrenildi:

“İran’ı aklınızdan çıkarın”
“Bunu aklınızdan çıkarın. Savunma sistemi, balistik kapasiteye karşı kuruluyor. Bir ülkeye karşı değil. Bu kapasite hangi ülkede varsa veya nerede varsa ona karşı. Bugün bir ülkede olabilir yarın başka bir ülkede çıkabilir. Doğru olan herhangi bir ülkeyi hedef almadan bu kapasiteye karşı savunma sistemi oluşturulmasıdır.”
Cumhurbaşkanı Gül’ün, NATO’nun bir ülkeyi hedef almaması, ülke veya bölge ismi zikretmemesi görüşüne ABD Başkanı Obama, İngiltere Başbakanı Cameron başta olmak üzere bütün ülke liderlerinin destek verdiği ve sonuçta Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy’nin de isim yazılması konusundaki talebinden vazgeçtiği öğrenildi.

“İkinci Irak istemiyoruz”
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile zirve sonrasında otelinde sohbet olanağı bulduk. Gül, sorularımızı yanıtlarken, İran ile ilgili olarak “Bölgemizde ikinci bir Irak olayı yaşamak istemiyoruz” dedi ve şu değerlendirmeyi yaptı:
“Biz bölgemizde ikinci bir Irak olayı yaşamak istemiyoruz. 90’larda Irak’ta yaşadıklarımızı bir de İran ile mi yaşayacağız? Bunu istemeyiz tabii ki. Elbette İran konusu bizim için önemli. Biz Latin Amerika ülkeleriyle ilgili konuşmuyoruz. Komşumuzu konuşuyoruz. Kendi mahallemizi konuşuyoruz. İyi de olsa kötü de olsa İran beni ilgilendiriyor. Irak ile ilgili yaşadıklarımızı hatırlayın. Göç olayı oldu. Güvenlik zaafı ortaya çıktı. Ekonomik sorunlar çıktı. Şimdi aynı şeylerin ikinci kez yaşanmasını istemiyoruz. Bu nedenle bu sorunun çözülmesi için bütün diplomatik yolları kullanıyoruz.”

“Füze başka, nükleer başka”
Cumhurbaşkanı Gül, İran’ın geliştirdiği füzeler konusu ile nükleer meselenin farklı olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:
“Şimdi füze ile nükleer mesele aynı değil. Füze konusu bizim ulusal çıkarımız açısından sorun değil. Biz İran ile komşuyuz. Eğer bize düşmanlık olacaksa füze gerekmez. 50 kilometreden bir topla da Türkiye hedef alınabilir. Balistik füze gerekmez. Füzenin başlığının ne olacağı da önemlidir. Her ülke kendine göre bir tehdit algılaması içinde. Bu algılamaya göre tedbir geliştiriyor. İran’ın da kendine göre bir tehdit algılaması var. Eğer Türkiye’ye bir düşmanlık olacaksa onun için füzeye ihtiyacı yok ama nükleer mesele daha başka. Şimdi ‘İran nükleer silah yapıyor’ diyemeyiz. Bunu Uluslararası Atom Enerjisi de söyleyemiyor. Sadece İran’a ‘daha açık olun’ diyor. Uranyumu barışçı amaçlarla geliştirmek ayrı, silah yapmak ayrıdır. Biz kategorik olarak bölgemizin ve dünyanın nükleer silahlardan arınmasını savunuyoruz ve istiyoruz.”

İran açık çek verdi
Cumhurbaşkanı Gül, İran’ın Türkiye’ye güvendiğini, nükleer konudaki görüşmeler için Türkiye’ye açık çek verdiğini de ifade etti. Türkiye, görüşmelerin İstanbul’da yapılmasında ısrar ederse, Tahran yönetiminin “Biz İstanbul’a evet deriz Cenevre’ye gitmeyiz” yanıtını verdiğini kaydetti; ancak Türkiye için önemli olanın görüşmenin nerede olacağı değil içeriği olduğunu vurguladı.

AB’ye ağır eleştiri
Cumhurbaşkanı Gül’ün zirve toplantısında ve akşamki yemekte Fransa Cumhurbaşkanı ve AB yönetimini uyardığı da öğrenildi. Cumhurbaşkanı’nın, “AB sözlerini tutmuyor. Aramızda size karşı bir güven bunalımı doğdu. Size güvenimiz kalmadı” biçiminde konuştuğu kulislere yansıdı.
Cumhurbaşkanı Gül’ün Sarkozy’yi yanıtlarken şu görüşleri dile getirdiği kaydedildi:
“2002 yılında alınan kararlar gereğince AB’nin Türkiye’ye sözleri vardı. Sorun, AB’nin sözlerini tutmamasıdır. Size karşı güven bunalımı var. Söz verdiniz, yerine getirmediniz. Sözünüzde durmuyorsunuz sonra da ‘NATO ile AB işbirliği yapamıyor’ diyorsunuz. AB, söz verdiği halde Türkiye, Avrupa Savunma Ajansı’na alınmadı, ayrıca Türkiye ile AB arasında güvenlik anlaşması da imzalanmadı. Bu da size karşı bizde güvensizlik yarattı. Önce sözlerinizi yerine getirmeniz gerekiyor. Güney Kıbrıs yönetimi sorun çıkarıyor size ise bunu savunurken AB ailesinden ve ilkelerden söz ediyorsunuz. Elbette ilkeler önemlidir ancak bu ilkeleri 2004’te Güney Kıbrıs’ı üye olarak alırken neden hatırlamadınız? AB’nin en önemli ilkesi sorunlu ülkenin AB’ye üye olamayacağıydı ama siz Güney Kıbrıs’ı aldınız. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde dosyası olan bir ülkeyi üye yaptınız. Güney Kıbrıs’ın, AB üyesi olmasını hayatın bir gerçeği olarak ifade ediyorsunuz ama hayatın bir gerçeği daha var ki o da Rum yönetiminin adanın bütününü temsil etmediğidir. Eğer 2004’te Kıbrıs Rum Kesimi, Türk kesimi gibi Annan Planı’na referandumda evet deseydi şimdi bu konuları konuşmuyor olacaktık.”

Rasmussen’den destek
Zirvede NATO Genel Sekreteri Rasmussen’in Cumhurbaşkanı Gül’ü destekleyen bir konuşma yaptığı ve AB yönetimini şu sözlerle eleştirdiği de öğrenildi:
“Türkiye, Avrupa Birliği’nin savunma işbirliği içinde değil. Bu büyük bir haksızlık. Türkiye, Batı Avrupa Savunma Sistemi’nin (BAB) üyesiydi. Biz BAB’ı kaldırdık yerine Avrupa Savunma ve İşbirliği Sistemi’ni getirdik ama şimdi Türkiye bu sistemin içinde değil. Türkiye dışarı çıkarıldı ama Norveç içeri girdi. Bu büyük haksızlıktır. Türkiye ile güvenlik anlaşmalarının yapılması gerekir. Bosna – Hersek’te en fazla Türk askeri var ama Türkiye karar mekanizmasında yok.”

“Üstünüze alınmayın ama…”
Cumhurbaşkanı Gül’ün de bu konuda şöyle konuştuğu kaydedildi: “Üstünüze alınmayın ama biz bu masada bulunanların yarısına karşı Avrupa’yı korumuştuk. Şimdi Türkiye’nin Avrupa Savunma ve Güvenlik Sistemi’nin dışında olması gülünç değil mi?”

“Kaygılarımız giderildi”
Cumhurbaşkanı Gül, zirveyi değerlendirirken Türkiye’nin kaygılarının giderildiğini de ifade etti. NATO’nun yeni stratejik savunma konseptinde Türkiye’nin görüşlerinin yer aldığını vurguladı. Türkiye’nin bundan sonra Avrupa ile güvenlik anlaşması imzalamayı bekleyeceğinin altını çizdi.

10 dakikada biterdi
Cumhurbaşkanı Gül, Türkiye’nin ABD ile ilişkilerinin eskiye göre daha iyi olduğunu belirterek, şu değerlendirmeyi yaptı:
“20 sene önce ilişkilerimiz daha sağlıklı değildi. Bugün daha sağlıklı. Biz ne yaptığımızı biliyoruz. Türkiye artık daha demokratik, daha sivil, daha katılımcı bir ülke. 20 sene önce Türkiye farklıydı. Türkiye’nin ABD ve Avrupa gözünde değeri ve saygınlığı arktıyor. Lizbon Zirvesi’nde de bu görüldü. Türkiye olmasaydı bu zirve 10 dakikada biterdi. Lizbon Zirvesi, Türkiye açısından saygınlık kazandıran bir sonuç oldu.”

21 Kasım 2010

Iverson Fenerbahçe’yi durduramadı

Yazar: admin | Kategori: Genel

Beko Basketbol Ligi’ndeki derbi karşılaşmasında Fenerbahçe Ülker, Beşiktaş Cola Turka’yı 74-67 yendi ve ligde 6.

haftayı da namağlup olarak geçti.

Karşılaşmaya etkili başlayan Beşiktaş Cola Turka, pota altında Likholitov’un sayılarıyla oyuna ağırlığını koyarken, ilk dakikayı 6-0, Chatman ile Cevher’in de skora katkısıyla 3. dakikayı ise 11-5 önde geçti. Dış atışlardan Ömer’in bulduğu basketlerle farkın açılmasına izin vermeyen Fenerbahçe Ülker, Ukic ile Oğuz’un skorer oyunuyla mücadeleyi dengelemeyi başardı. Çeyreğin son bölümünde Tomas’ın 3 sayılık basketleriyle rakibini yakalayan sarı-lacivertliler, 8. dakikada 22-21 öne geçip, ilk periyotu da 27-21 üstün tamamladı.

İkinci çeyrekte hızını kesmeyen Fenerbahçe Ülker, Beşiktaş’ın şut yüzdesinin düştüğü bölümde üst üste sayılar bulmayı sürdürdü. Oğuz, Tomas, Lavrinovic ve Ömer’le basketler kazanan sarı-lacivertliler, 17. dakikada 10 sayılık (39-29) farka ulaştı. Daha sonra Beşiktaş Cola Turka, Bekir, Özer ve Ogilvy’nin basketleriyle rakibini yakalamaya çalıştıysa da sarı-lacivertliler devreyi 40-35 önde bitirdi.

İlk yarıda Beşiktaş Cola Turkalı Likholitov bulduğu 16 sayıyla mücadelenin en skorer oyuncusu olarak dikkati çekerken, yalnızca ilk çeyrekte forma giyen Allen Iverson ise kullandığı 3 şutta da başarılı olamadı. Fenerbahçe Ülker’de ise Ömer ile Oğuz ilk yarıda 10’ar sayı üreterek çift haneli rakama ulaşan iki oyuncu oldular.

Karşılaşmanın üçüncü çeyreğinde Fenerbahçe Ülker, ilk iki periyota göre oldukça tutuk bir oyun ortaya koydu. Beşiktaş Cola Turka savunması karşısında zorlanan sarı-lacivertliler, sayı bulmakta önemli sıkıntı yaşarken, siyah-beyazlıların mücadeleyi domine etmesini de engelleyemedi. Cevher, Likholitov, Bekir ve Ogilvy’nin sayılarıyla farkı kapatarak, 26. dakikada 47-46 öne geçen Beşiktaş Cola Turka, 28. dakikada ise farkı 7 sayıya (53-46) kadar çıkarmasını bildi. Ancak siyah-beyazlılar son dakika içinde Mirsad ile Oğuz’un peş peşe gelen sayılarını durduramayınca, son periyota 53-53 eşitlikle girildi.

Son çeyrekte Ömer, Tomas ve Ukic’in 3 sayılık basketleriyle skoru lehine çeviren Fenerbahçe Ülker’e, Beşiktaş Cola Turka, Serhat’ın 3 sayılık basketleriyle karşılık vermeye çalışsa da siyah-beyazlılar farkın açılmasını engelleyemedi. Hücumlardan sık boş dönmeye başlayan Beşiktaş Cola Turka karşısında sarı-lacivetli ekip 37. dakikada 8 sayılık (71-63) bir fark yakaladı.

Siyah-beyazlılar, son saniyelere girerken farkı 4 sayıya (71-67) indirdiyse de taktik setler çözüm olmadı ve Fenerbahçe Ülker karşılaşmadan 74-67 galip ayrıldı.

Fenerbahçe Ülker’de Ömer Onan (20), Oğuz Savaş (12), Tomas (12) ve Ukic (10) çift haneli sayılara ulaşmayı başarırken, karşılaşmanın en skorer oyuncusu ise 22 sayıyla Beşiktaş Cola Turka’dan Fidor Likholitov oldu.

13 Kasım 2010

Önder Sav: CHP’yi kimse ekitemeyecek

Yazar: admin | Kategori: Genel

Cumhuriyet Halk Partisi’ni içerideki ve dışarıdaki düşmanlar eskitemedi. Cumhuriyet Halk Partisi’ne kısa bir süre önce Genel Başkan olmuş olan sayın Kılıçdaroğlu da eskitemeyecektir. İstediği kadar yeni desin. Cumhuriyet Halk Partisi Mustafa Kemal’in kurduğu Cumhuriyet Halk Partisidir”
12:49 | 12 Kasım 2010

ANKARA/DHA

Görevlerimizi aksatmadan yürüteceğiz. Cumhuriyet Halk Partisi’nin omurgasını kimseye eğdirtmeyiz. Cumhuriyet Halk Partisi’nin eksenlerinden de kaydırtmaya da müsaade etmeyiz”

“PM’nin kararı ortada. O karar böyle bir yeni Merkez Yönetim Kurulu’na vücut veren uyarı yazısına direnme kararı almıştır. Onun gereğini parti yapmak durumundadır. Yangından mal kaçırırcasına hemen sıcağı sığına Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na bir liste vermek de doğru değildir. Çözüm hukukidir. Çözüm yollarını elbette bulacağız”

Ben dün akşama kadar, 17 Mayıs’ta benim odamda sayın Kılıçdaroğlu’nu destekleyen Önder Sav olarak durdum. 17 Mayıs’ta hangi Önder Sav isem dün akşama kadar da öyleydim”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP’nin yeni yönetimini belirlemesinin ardından basın açıklaması yapan CHP eski Genel Sekreteri Önder Sav, PM’nin karar alma çoğunluğunun olduğunu söyleyerek, yeni bir Merkez Yönetim Kurulu atanmasının hukuken sakat bir atama olduğunu söyledi. Yeni yönetimi sert bir dille eleştiren Sav, konuşmasına şöyle devam etti: “Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na değil, dünyanın en yetkin hukuk kurumuna da gitse sakatlık sakatlıktır. Hukuki sakatlığı, cilalı sözlerle örtemezsiniz. Dünyada ve Türkiye’de bir tek parti vardır o da Cumhuriyet Halk Partisi. Cumhuriyet Halk Partisi’ni içerideki ve dışarıdaki düşmanlar eskitemedi. Cumhuriyet Halk Partisi’ne kısa bir süre önce Genel Başkan olmuş olan sayın Kılıçdaroğlu da eskitemeyecektir. İstediği kadar yeni desin. Cumhuriyet Halk Partisi Mustafa Kemal’in kurduğu Cumhuriyet Halk Partisidir.”

KAÇMANIN SONU NEREYE VARACAKTIR?”

Alınan karara rağmen parti adına çalışmalarına devam edeceğini ifade eden Sav, “59 parti meclis üyesi bu kararlılıkla görevlerini yürüteceklerdir. Kurultaydan sonraki en önemli organ Parti Meclisi (PM) dimdik ayaktadır. Bu kaçmanın PM’ni toplantıya çağırıp da kaçmanın sonu nereye varacaktır. Elbette önemli organ bir gün toplanacaktır. O önemli organ toplandığı zaman bugün kendi yetkilerini yoldan çıkarmaya çalışanlardan da onun hesabını soracaktır” diye konuştu.

KORKU İMPARATORLUĞU DİYE GALİBA KASTETTİKLERİ BENİM”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na göndermelerde bulunan Sav, “Görevlerimizi aksatmadan yürüteceğiz. Cumhuriyet Halk Partisi’nin omurgasını kimseye eğdirtmeyiz. Cumhuriyet Halk Partisi’nin eksenlerinden de kaydırtmaya da müsaade etmeyiz. Kimilerinin hoşuna gidecek diye Cumhuriyet Halk Partisi’nin politikasından, Cumhuriyet Halk Partisi’nin kimliğinden, özbenliğinden feda etmeye ondan bir şeyler vermeye kalkanlarla Cumhuriyet Halk Partili bilinciyle uğraşımızı sürdürürüz. Şimdiden kendisini yeni Cumhuriyet Halk Partisi diye ilan edenlere tavsiyem, Cumhuriyet Halk Partisi’nin tarihini bir kez daha okumalarıdır. Benim gibi 53 yılını Cumhuriyet Halk Partisi’ne vermiş olanlara Parti Meclisi üyeliği ile Cumhuriyet Halk Partisi ile tanışanlara söyleyecek hiçbir sözü yoktur. Zaman içinde onlar da eğitilir. Korku imparatorluğu diye galiba kastettikleri benim” ifadelerine yer verdi.

UMUTSUZLUĞA KAPILMAMA TEMENNİSİ

Cumhuriyet Halk Partisi’nin tüm fertlerine umutsuzluğa kapılmamaları temennisinde bulunan Sav, Cumhuriyet Halk Partisi’nin yaşanan olayları da kısa sürede aşacağını iktidar yolundaki yürüyüşüne devam edeceğini dile getirerek şöyle devam etti: “AKP’ye öykünerek, sağa yanaşarak bir kısım Cumhuriyet Halk Partisine oy vermemiş kişilere eşirin görünerek Cumhuriyet Halk Partisi’nin kimliğini mayasını bozamayacaklar. Mustafa Kemal’in partisinin üzerine titriyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi’nin bu kimliğini pazara çıkarmaya kimsenin gücü yetmeyecektir.”

“ÇÖZÜM HUKUKİDİR ÇÖZÜM YOLLARINI ELBETTE BULACAĞIZ”

Sav basın açıklamasının ardından, gazetecilerin sorularını yanıtladı. Bundan sonraki sürecin nasıl devam edeceğine ilişkin bir soruya Sav, “PM’nin kararı ortada. O karar böyle bir yeni Merkez Yönetim Kurulu’na vücut veren uyarı yazısına direnme kararı almıştır. Onun gereğini parti yapmak durumundadır. Yangından mal kaçırırcasına hemen sıcağı sığına Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na bir liste vermek de doğru değildir. Çözüm hukukidir. Çözüm yollarını elbette bulacağız. Olağanüstü Tüzük Kurultayı istedik biz bugün. Bizim PM olarak olağanüstü Seçim Kurultay’ı isteme yetkimiz yok” şeklinde yanıt verdi.

“17 MAYIS’TA HANGİ ÖNDER SAV İSEM DÜN AKŞAMA KADAR DA ÖYLEYDİM”

Genel Başkanlığa aday olup olamayacağına ilişkin bir soruyu ise Sav, “Benim öyle bir niyetim olsaydı, ben sayın Kılıçdaroğlu’nun adaylığını desteklemezdim. Hayatımda bu tür konularda pişmanlık duymadım. Ben dün akşama kadar, 17 Mayıs’ta benim odamda sayın Kılıçdaroğlu’nu destekleyen Önder Sav olarak durdum. 17 Mayıs’ta hangi Önder Sav isem dün akşama kadar da öyleydim. Pişmanlık da duymuyorum” diye yanıt verdi. Sav’ın yaptığı basın açıklaması sık sık partililer tarafından “Önder Sav örgütün bel kemiğidir, gençlik burada Önder’inin yanında” şeklinde atılan sloganlarla kesildi.

13 Kasım 2010

Türkiye’den Irak için ‘ulusal uzlaşı’ vurgusu

Yazar: admin | Kategori: Genel

Irak’ta meydana gelen son siyasi gelişmeler, Ankara’da olumlu karşılandı. Dışişleri Bakanlığı, Irak’ta ilk adımı atılan yasal sürecin ulusal uzlaşı çerçevesinde yürütülmesi ve sonuçlandırılmasının, büyük önem taşıdığını vurguladı.

Dışişleri Sözcüsü, bir soru üzerine yaptığı açıklamada, Irak Meclisi’nin 11 Kasım’da toplanması ve Meclis Başkanlığına Usame Nuceyfi ile Cumhurbaşkanlığına Celal Talabani’nin seçilmesi, ayrıca hükümeti kurmakla Nuri Maliki’nin görevlendirilmesi neticesinde yeni hükümetin kurulmasına ilişkin anayasal sürecin başlamasını memnuniyetle karşılandığını belirtti. Sözcü şöyle devam etti:

“Bu çerçevede, Irak’taki siyasi sürecin, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesud Barzani’nin başlattığı girişim çerçevesinde siyasi gruplar arasında varılan mutabakata uygun şekilde, ulusal uzlaşıya dayalı, kapsayıcı ve dengeli bir hükümetin güç dağılımı temelinde en kısa zamanda kurulmasıyla tamamlanmasını temenni etmekteyiz.

Türkiye, ilk adımı atılan yasal sürecin ulusal uzlaşı çerçevesinde yürütülmesi ve sonuçlandırılmasının, Irak’ta güvenlik ve siyasi istikrarın tesisi ile Irak halkının müreffeh bir geleceğe kavuşması açısından büyük önemi haiz olduğunu düşünmektedir.”

Açıklamada ayrıca, Türkiye’nin, Irak’ta istikrarın sağlanmasına yönelik çabalara güçlü şekilde destek vermeyi sürdüreceğinin altı çizildi


chat yap Sohbet Et mynet smeet | horoscope | aircraft classifieds | Burçlar | pvp server |...